Mermere sıkışmış meleklere özgürlük!

Üzerine günlerce konuşulabilecek, en sevdiğim felsefi paradokslardan biri Theseus’un Gemisi.

Hikayeye göre, Kumandan Theseus Girit’ten zaferle dönünce gemisi Atina’da hatıra olarak muhafaza edilir. Zaman içerisinde geminin bazı parçaları çürümeye başlayınca eskiyen parçalar birer birer yenileriyle değiştirilir. Öyle ki en sonunda geminin değiştirilmeyen tek bir parçası kalmaz. Bu durumda bu yeni gemi hala Theseus’un gemisi midir? 

Asla değiştirmem dediğim, körü körüne bağlı olduğum değerlerim zaman içinde değişebilir. Yaşadıklarıma bağlı olarak bu değerleri sorgulayabilir, bakış açımı değiştirebilirim. Yanlış inançlarımı fark edebilir, doğrusuyla değiştirebilirim. Yaralarımı iyileştirebilir, şifalanmış halimle yepyeni bir ben olabilirim. İnançlarım değiştikçe davranışlarım ve alışkanlıklarım da değişir, kendime yepyeni bir gerçeklik yaratabilirim. İlişkilerimde karşımdakine  ayna olabilir, onu silkeleyip değiştirebilirim; şanslıysam karşımdaki de beni törpüleyip değiştirebilir. Birlikte evrilir, daha güzel bi şeye dönüşebiliriz. 

Michelangelo’ya “nasıl böyle güzel heykeller yapabiliyorsunuz” diye sorduklarında “bu güzellikler taşın içinde zaten var, ben sadece taşın üzerindeki fazlalıkları yontup güzelliğini ortaya çıkarıyorum” der. İdeal benliğimize ulaşmak için içimizdeki güzelliği örten fazla parçaları sabırla yontarak kendimizi yeniden inşa etmek ve Michelangelo efektiyle ilişkilerimizde de dönüşmek istediğimiz şeye doğru birbirimize alan açarak birlikte gelişmek mümkün. 

“Mermere sıkışmış bir melek gördüm ve onu özgürlüğüne kavuşturana dek mermeri oydum” der Michelangelo. Değişmek ve dönüşmek başka biri olmak değil, aksine özümüze yaklaşmak ve dahası özgürleşmek anlamına gelebilir. 

Ben insanım, hiç durmadığım bir yolculukta her saniye yeni bir an’ın içinden geçiyorum. İçimdeki miyadını doldurmuş parçaları yenileriyle değiştire değiştire yol alıyorum. Her geçen gün yeni varoluş biçimlerini deneyimliyorum.

Bir gün tüm parçalarımı yenilemiş olduğumda, durup şöyle düşünebilirim: Theseus’un gemisi gibi kendimi yenileyip değiştirdikçe ben benliğimden uzaklaşıp başka biri mi olurum yoksa ideal benliğime biraz daha yaklaştıkça aslında daha çok kendim mi olurum? 



Yorumlar

  1. yavaş yavaş ölürler
    alışkanlıklarına esir olanlar,
    her gün aynı yolları yürüyenler,
    ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
    elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile
    girmeyenler,
    bir yabancı ile konuşmayanlar.
    Martha mederios ve Foucault'un devinmezsek kokusuruz deyişi thesus'un gemisinde kendini buluyor
    Bu durumda çürümek mi yeniden var olmak mı ya da çürümemek için çelik zirhlar mi gerekiyor ki yine de çürümeyi engellemez ya değiştirilen ilk parça çok sağlam ve yeni olmak yerine aynısı olsaydı değiştirdiklerimizin yerine koyduklarimiz bize bir şeyler söylüyor

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dodok’a Mektup

Romeo’ya Mektuplar