Kayıtlar

Eylül, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Romeo’ya Mektuplar

Resim
Sevgili Romeo, Kumsalda tam ikindin saatleri, deniz kıpırtısız. Kavurucu güneşten kaçıp gölgesinde uzandığım ardıç ağacından, arada bir deniz tarafından peydah olan esintiyle kurumuş pürler dökülüyor. Bir kaç metre ötemdeki denizin turkuazdan laciverde geçen çivit mavisi rengine, teknelerin pruvalarıyla suyu yararak oluşturdukları beyaz köpükten dalgalara, kıpırtısız denizin birdenbire ışıltılarla ürpermesine bakıyorum. Dünya kurulduğundan beri bu deniz burada mıdır acaba diyorum, bu kumsal, bu sedir ağaçları, bu keçilerin çıngıraklarıyla gezindiği kekik kokulu boz tepeler, kim bilir ne kadar zamandan beri buradalar? Bu rüzgar hep böyle mi esti, denizin altında ışıl ışıl süzülen bu gümüş balıklar burayı hep yurdu mu bildi? Ay ışığı hep böyle mi yakamoz oldu geceleri denize, bu yıldızlar hep böyle mi ışıdı bu gökyüzünde? Ölümsüz olduklarını bildikleri için mi bu kadar sakin ve telaşsızlar? Gelip geçen yalnızca biz miyiz? Sanırım ben bu gelip geçici olma fikrini seviyorum Romeo, ölümsüz ...