Beş köşeli yıldız
“Ne yaptımsa olmadı, içimdeki tüm yollar sana çıkıyor” dedim gözlerine bakmadan. Başımı eğmiştim karşısında, hayali bir kalem gibi kullandığım işaret parmağımla masa örtüsünün desenlerinin üzerinden tekrar geçiyordum. Belli belirsiz soyut şekillerin aralarına yıldızlar serpiştirilmişti, beş tane sivri ucu olan, muntazam yıldızlardı hepsi. Gözlerine baksam ağlayacağımdan korkuyordum, derin bir nefes alıp söyleyeceklerimi toparlamak için başımı kaldırdığımda onun da gözleriyle, yıldızları yeniden çizen parmağımı takip ettiğini farkettim. “Yaz geceleri yıldız yağmurları başladığında Şeb’le gittiğimiz bi tepe vardı” dedim. “Seksenli yıllardan kalma eskimiş motellerden biri işte, bahçesindeki elma ağaçlarının altında mekanın köhneliğiyle tezat oluşturacak kadar bakımlı çimler vardı. Havlularımızı çimlere serer, elma ağaçlarının dallarının arasından koyu lacivert gökyüzüne bakarak yıldızların kaymasını beklerdik. Gecenin sessizliğinde, bahçe katındaki odalarına çekilmiş müşteriler...